
uğur mumcu...benim çocukluk kahramanım...ben onu bir kış sabahı babam cenazesine giderken tanıdım.sordum kimdir diye önce bir akrabamız sandım çocuktum anlamadım...babam gazeteci dedi,öldürdüler...geldiğinde yakasında ki resmini getirmişti hani o meşhur gözlüklü gülümseyen resimi...ilk orda gördüm çehresini yakışıklı adamdı...cenazesini televizyondan izledik o meşhur şarkıyla...uğurlar olsun,uğurlar olsun diye götürdüler....soğuk bir kış günüydü,yağmur yağdı yağdı o gün hiç durmadan...sanki o simsiyah şemsiyelerden simsiyah bir gökyüzü yaratılmıştı...gömüldü...evvel zaman içinde annemin profesör bir arkadaşının bize anlamını bilmediğim bir sebeple getirdiği kitapları aşırmamla başladı herşey.orda öğrendim sakıncalı piyadeyi...bir sürü kitabı vardı...daha ilk okul 5.sınıftaydım,anlamıyordum ama biliyordum...bütün kitaplarını okudum,bitirdim...büyüdüm artık biliyorum da herşeyi.soraları kendim araştırdım,buldum,okudum,öğrendim.cumhuriyetteki köşesinde yazdığı yazıları buldum önce okudum...insan geçmişi anlayınca geleceğine dair bambaşka adımlar atıyormuş gördüm...kitaplarının yasak olan kısımlarını sahaflardan buldum.kendini değiştirmeden somut ortaya koyan ender adamlardan o, o yüzden değerli benim için ...bir de hayalimin başladığı ilk yerden mezun bu adam ANKARA HUKUK...işte benim bir aydınla tanışmamın öyküsüydü bu...göreni hayran bırakan,konuştuğunda nutkunuzun tutulduğu bir adammış...yazmadığı konu değinmediği sorun kalmamış nerdeyse...hayatını ezilen halkllara adamıştı.ve birgün birilerinin işine çomak soktu...ve sonra...24 Ocak 1993'te Ankara'da karlı sokaktaki evinin önünde,arabasına konan C-4 tipi patlayıcının patlaması sonucu suikaste kurban gitti...suikastten sonra olay yerine gelen uzmanlar hiçbir delil bulamadığını açıkladı.bu olay o zaman ki ülke şartlarında büyük yankı uyandırdı ancak failler hala bulunamadı...onu biraz daha anlamak için en sevdiğim yazısını paylaştım aşağıda,siz de tanıyın onu diye ve gelecekte onun gibi insanlar olsun diye...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder